{“title”: “Türkiye’de Konut Güvenliği ve Kentsel Dönüşümün Önemi Artıyor”, “content”: “
Türkiye genelinde yaklaşık 26 milyon aktif kullanılan konutun arasında ciddi risk taşıyan yapılar bulunuyor. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Hıdır Çak, bu konudaki durumu detaylandırarak, mevcut bina stokunun önemli bir bölümünün depreme karşı yeterince dayanıklı olmadığını belirtti. Türkiye’deki toplam konut sayısının TÜİK verilerine göre yaklaşık 36 milyon olmakla birlikte, bunların sadece bir kısmı aktif kullanımda iken, diğerleri boş, ikinci veya üçüncü konut olarak ya da satış aşamasında bulunuyor.
Bu büyük konut stoğunun ortalama yaşına bakıldığında, Türkiye genelinde ortalama bina yaşının 25 yıl olduğu görülüyor. Ancak, bina yaşı tek başına yapı güvenliği hakkında kesin bir gösterge olmaktan uzak olsa da, özellikle 1980-2000 yılları arasında inşa edilen çok katlı yapıların risk taşımaya daha müsait olduğu ifade ediliyor. Bu yapıların depreme dayanıklılığıyla ilgili yapılan incelemeler, yaklaşık 6-7 milyon konutun risk havuzunda yer aldığını ortaya koyuyor. Bu noktada, binaların güvenlik durumlarının detaylı biçimde analiz edilmesi ve gerekirse deprem performanslarının değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. Özellikle 1998 yılından önce inşa edilen, ağır temel esasına göre yapılmış veya beton dökümleri elle gerçekleştirilen, ağır çıkmalar içeren yapıların, olası bir depremde riskli yapılar olma ihtimalinin yüksek olduğu belirtiliyor.
Kuruluşlar ve uzmanlar tarafından önerilen ilk adım, risk altındaki binalar için detaylı ön incelemelerin yapılmasıdır. Bu süreçte karot alımı, profometre kullanımı ve laboratuvar analizleri gibi çalışmalar gerçekleştirilerek, toplanan veriler ışığında bilgisayar ortamında yapıların deprem dayanıklılık modelleri oluşturulmalıdır. Bu modeller doğrultusunda, binaların güçlendirilmesi veya yıkılması gibi kararlar alınabilir. Özellikle riskli binaların tespiti durumunda, bölgenin kentsel dönüşüm alanı ilan edilerek, tüm yapısal sorunların çözülmesi ve yenilenmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, riskli yapılarla karşılaşan ve yıkılması gerekebilecek binalar, bölge planlaması ve kentsel dönüşüm planlarının önemli parçasını oluşturuyor.
Özellikle İstanbul gibi büyük kentlerde, olası Marmara depremi tehdidi, yapısal açıdan ciddi bir risk oluşturuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin verilerine göre, 1999 öncesinde inşa edilen yaklaşık 18.800 bina yüksek ve çok yüksek riskli kategorisine alınmış durumda. Kente ilişkin yapılan deprem risk taramaları, bazı yapıların kendiliğinden yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, ilçe merkezlerinde, özellikle Avcılar, Zeytinburnu, Bağcılar ve Bahçelievler gibi risk seviyesi yüksek olan bölgelerde acilen kentsel dönüşüm çalışmalarına başlanması, hem yaşam güvenliğinin sağlanması hem de olası bir depreme hazırlıklı olunması açısından hayatî öneme sahip. Yetkililer, riskli yapıların bir an önce yenilenmesini ve bölgesel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılmasını talep ediyor, böylece deprem sonrası oluşabilecek can ve mal kayıplarının önüne geçilmesi amaçlanıyor.”}
